Hamilelikte olan herhangi bir kanama durumunda hemen doktora başvurulması gerekir.

HAMİLELİKTE ADET GÖRÜLÜR MÜ?

GEBELİKTE ADET KANAMASI OLUR MU?
Bazen hastalar hamile kaldıktan sonra bir veya birkaç kere adet gördüklerini ifade ederler. Gebeyken adet görülmez ancak gebeyken kanama olabilir. Adet görmek yani menstruasyon hamile olmayan kadınlarda hormonal değişikliklere bağlı oluşan vajinal kanamadır. Her vajinal kanamaya adet görme denilmez. Hamileyken görülen vajinal kanamalar da adet değildir. Gebeliğin başlangıcında oluşan implantasyon kanaması şeklinde lekelenmeleri anne adayı adet sanabilir, bu kanama embriyonun rahime yerleşmesine bağlıdır. Bunun dışında hamileliğin ilerleyen haftalarında düşük ile ilgili kanamalar olabilir, bunlar da adet değildir. Hamilelikte olan herhangi bir kanama durumunda hemen doktora başvurulması gerekir.

Özetle her kanama adet görme demek değildir. Gebelikte de çeşitli nedenlerle kanamalar olabilir ancak bunlar adet değildir. Hatta gebe olmayan kişilerde de olan her kanama adet kanaması değildir. Örneğin hamile veya hamile olmayan bir kadında rahim ağzındaki bir hastalığa bağlı kanama olabilir ancak bu adet kanaması değildir.

Bebek hareketleri genellikle 28 haftadan itibaren sayılmaya

BEBEK HAREKETLERİNİ SAYMAK
ANNE KARNINDA BEBEK HAREKETLERİ NASIL SAYILIR?
Bebek hareketlerini saymak bebeğinizin durumu hakkında fikir vermesi açısından önemlidir.
Bebek hareketlerini sayma konusunda çeşitli yöntemler önerilmiştir. Bunlardan en sık kullanılanlardan birisi:
“Sabah saati not edin ve bebeğinizin hareketlerini saymaya başlayın. Bebeğiniz 12 saat içerisinde en az 10 kere hareket etmelidir.”

Bebek hareketleri genellikle 28 haftadan itibaren sayılmaya başlanır. Daha önce bir riskli gebelik durumu belirtilmişse 24 hafta civarında başlanabilir.

Bebeğiniz 12 saatte 10 kere hareket etmemişse doktora başvurmalısınız.

Bebeğiniz 12 saatte 10 kere hareket etmesine rağmen hareketlerinde son günlerde önemli bir azalma farketmişseniz bu durumda da doktorunuza başvurmalısınız.

Anormal plasenta tipleri

PLASENTA (BEBEĞİN EŞİ)
Plasenta kelimesi latinceden köken alır ve düz yassı kek manasına gelir. Plasentaya halk arasında “bebeğin eşi” veya “son” gibi isimler de söylenir. Gebelik boyunca bebek ve anne arasındaki bütün alışverişi sağlayan organdır plasenta. Gebeliğin erken dönemdelerinde oluşur ve gelişir, bebeğin doğumundan kısa süre sonra da anne rahminden ayrılarak dışarıya atılır. Doğumdan sonra ayrılan plasenta yaklaşık yarım kilo ağırlığında 20-25 cm çapında, 2-3 cm kalınlığında, yuvarlağa yakın yassı bir görünümdedir. Annenin yumurta hücresi ve babanın sperm hücresi döllenip birleştikten sonra bölünerek çoğalır ve blastokist denen hücre topluluğunu oluşturur. Daha sonra bir kısım hücreler farklılaşarak (trafoblast hücreler) plasenta tarafını oluşturur, bir kısım hücreler de farklılaşarak bebek tarafını oluşturur. Yani plasenta da aynen fetus gibi döllenmiş yumurtadan oluşur. Bebeğin göbek kordonu plasenta ile bebeğin göbeği arasında uzanır.

Plasenta gebelik boyunca anneden bebeğe besinlerin, glukozun, proteinlerin, vitaminlerin, minerallerin, oksijenin geçmesini sağlar. Bebekten de anneye atıkların ve karbondioksitin geçmesini sağlar. Anne ve bebek arasındaki bu alışveriş plasentadaki çok ince damarlardan anne ve bebek kanının geçmesi sayesinde olur. Plasenta sadece anne ve bebek arasında alışverişi sağlamaz bunun dışında bazı hormonların üretimi ve salgılanması gibi önemli bir görevi de vardır. Plasentanın salgıladığı hormonlardan birisi progesterondur. Plasenta oluşana kadar bu hormon gebeliğin ilk dönemlerinde korpus luteum tarafından salgılanır. Korpus luteum yumurtlama sonrasında gebeliğin başlarında yumurtalıkta oluşan bir çeşit kisttir. Bir süre onra bu kist kaybolur ve progesteron hormonu üretme görevini plasenta devralır. Plasenta östrojen hormonu da (estriol) üretir. Gebelik testlerinde belirlenen HCG (human koryonik gonadotropin) hormonu da daha gebeliğin rahim iç tabakasına yapıştığı günlerden başlayarak plasenta tarafından üretilen bir hormondur. HCG hormonu korpus luteum kistinin devam etmesini sağlar böylece plasenta gelişene kedar korpus luteumdan progestreron salınımı devam eder ve düşük önlenmiş olur. Human Plasental laktojen ve relaksin de plasenta tarafında üretilen hormonlardır.

Plasenta çoğunlukla bebek doğduktan sonra 5 dakika içerisinde ayrılır ve doktor (veya ebe) tarafından alınır. Bazen bu ayrılma süresi daha uzun sürebilir. Kendiliğinden ayrılmadığı ve rahime yapışık olduğu (plasenta akreata) çok nadir durumda ise elle halas yapılır hatta ameliyat ile alınması da gerekebilir.
Sezaryen sırasında bebek alındıktan hemen sonra plasenta doktor tarafından rahimden dışarıya alınır.

Plasentadan geçebilenler:
– TRH

Plasentadan geçemeyenler:
– TSH
– Heparin

Anormal plasenta tipleri:
– Bilobüle plasenta: Plasenta bipartita ismi de verilen bu tip plasenta iki ayrı lobdan oluşur, her iki lob yaklaşık aynı boydadur. İkiden fazla lob olması durumunda mutilobüle plasenta adı verilir. İki lobdan birisi küçük aksesuar lob şeklide ise bu durumda plasenta suksentriata ismi verilir.
– Membranöz plasenta (Placenta Diffusa): Fetal membranların villuslarla kaplı olmasıdır. Plasenta previa ve akreata eşlik edebilir.
– Halka şekilli (anuler, ring, zonary) plasenta
– Plasenta fenestrata (pencereli plasenta)
– Sirkumvallat plasenta (placenta circumvallate): Fetal membranlar plasentanın fetal yüzünü tamamen kaplamaz. Ortası çökük, etrafı halka şeklinde membranla çevrelenmiş plasentadır. Bu tür plasenta olan gebeliklerde abortus, IUGR, preterm doğum, fetal kalo atım trase bozuluğu, dekolman, konjenital anomali ve fetal ölüm riski artmıştır.
– Sirkummarjinat plasenta: Fetal membranlar plasentanın fetal yüzünü tamamen kaplamaz. Sirkumvallat plasentanın kenar kısmında plikasyon olmayan varyantıdır, bu nedenle ortada çökük alan oluşmaz.